Philipp Bayer

1957 doğumlu Sifu Philipp Bayer savaş sanatları kariyerine Shotokan karate ile başlamış (1970-1976) Taekwondo ile devam etmiştir.( 1976-1979)
1979 da Ving Tsun’un WT stili ile yoluna devam eden Bayer,  Avrupa’daki ilk jenerasyonun içinde yer almıştır.

1979-1981 yılları arasında WT çalışan Bayer geçirdiği
talihsiz kaza sonucu sol elini tamamen kaybetmiştir.Kariyeriyle ilgili sorular sorulduğunda Bayer,doğum tarihini efsanevi büyük usta Wong Shun LEUNG tarafından öğrenciliğe kabul ediliş tarihi olan 1983 olarak gösterir.O güne dek gördüğü ve tanıdığı her öğretmenin film karekterlerine özenen ,içi boş,batı tüketim standartlarına göre hareket eden sahtekarlar olarak nitelendirecek kadar iddialıdır.

‘’ Sokaklarda yetişen her genç gibi bizde sürekli çete kavgalarının içindeydik ve idolümüz her filmini yüzlerce kez seyrettiğimiz Bruce Lee idi. Savaş sanatları öğrenmenin en kısa yolu Avrupa’da mantar gibi türeyen okullardan birine yazılmak ve onun gibi olmayı düşlemekti…1979 yılında orijinal Ving Tsun’un sulandırılmış bir versiyonu Almanya’da öğretilmeye başlandı..hemen üye oldum ve idmanlara başladım..Öğretmenimiz bir Alman’dı ve kendisi mektup yoluyla eğitim ve eğitmenlik belgesi almıştı..Bunu öğrendiğim zaman hemen Hong Kong’a gidip okul sahibiyle direkt çalışmaya başlamıştım ki haftası dolmadan beni idmanlara kabul edemeyeceklerini söylediler..İçeriden bir arkadaşımın söylediğine göre bana ders verilmemesi için Almanya’dan 80.000 mark transfer edilmiş ve franchising anlaşması imzalanmış..Daha sonraları bu anlaşma dünyanın en geniş WT okulları zincirinin doğmasına sebep oldu..Çaresiz bir şekilde ilk öğretmenime döndüm ve idmanlara devam ettim..O zamanlar Alman ordusunda bir tank birliğinde askerdim..Askerliğimin son günü bir leopar tankı mermisini sökerken büyük bir patlamayla atölyeden dışarı fırladım…Sol elim bilekten itibaren kopmuştu..Tedavi sonrası önümde iki yol vardı,bırakmak veya savaşmak..Savaşmayı seçtiğim gün hayatımın iki anlamda dönüm noktası olmuştu..Savaş sanatları kariyerimde ,sistemlere,öğretmenler ve kişiliğe bakış açımı değiştiren olay Alman öğretmenimin beni gördüğünde çok üzüldüğünü söylemesi ,durumumu Hong Kong’daki Çinli öğretmene bildirdiğini ve onun çok gizli olan tek kolla dövüşme formlarını bana saati 500 marktan öğretebilme iznini aldığını eklemesi gerçek anlamda bir kusma isteği uyandırdı ,o gurupla yollarımı tamamen ayırdım ancak Cesaretimi kırmadım ve Hong Kong’a defalarca gittim..Ziyaret ettiğim her Ving Tsun okulunda aynı ticari zihniyeti ve elimle ilgili önyargıları buldum..Param ve hevesim tükenmişti ve bu işleri bırakmanın en doğru yol olduğunu düşünmeye başlamıştım ki uğradığım bir spor mağazasının sahibi biraz sohbet ettikten sonra kağıda bir adres yazıp bana git bu adamı bul dedi…

 

Asansörü olmayan eski bir binanın 4. katındaki kapıyı çaldım..bir süre bekledikten sonra kan ter içinde biri kapıyı açtı Çince bir şeyler söyleyip kapıyı yüzüme çarptı..Tekrar çaldım ve Wong Shun Leung dedim..yüzüme baktı ve beklememi işaret etti…İçeri davet edildiğimde çok şaşırdım,ortalık sigara dumanı içindeydi ,köşede bir masada 45-50 yaşlarında 4 adam kağıt oynuyorlar,odanın diğer taraflarında öğrenciler antrenman yapıyorlardı..Alışık olduğunuz disiplinli ,filmlerden aşina olduğunuz sahneleri kafalarınızdan çıkartmalısınız..Burası o temiz,disiplinli salonlara hiç benzemiyordu ancak öğrencileri seyrettiğimde o ana dek gördüğüm Ving Tsun tarzlarından tamamen farklı şeyler yaptıklarını ve bir şeylerin ters olduğunu anladım..Masadaki adamlardan en kısası öğrencilerden birini çağırdı ve ne istediğimi sordu…Wong Shun Leung’u aradığımı ve tekmelerimden kaçmayı becerebilirse ondan ders alabileceğimi söyledim..Tercüme biter bitmez önce derin bir sessizlik yaşandı..Adam Çince bir şeyler söyledikten sonra herkes bir kahkaha krizine girdi..Çok sinirlenmiştim..tercümana çevirmesini istediğimde bana şöyle dedi;

-Sifu senin çok komik biri olduğunu söyledi,hem tek elin var hem de tekme atıp tek ayakla dövüşmeyi istiyormuşsun..

Kahkahalar bitmiyordu ve asabım bozulmuştu,tam kapıdan çıkmış merdivenlere yönelmiştim ki tercüman durdurdu..lütfen dedi, gelin!..

Adam ayağa kalkmış bana bakıyordu sonra gülümsedi ve ok dedi.. taekwondo geçmişime güvenerek en etkili tekmelerimi fırlatmaya başladım..Ancak kesinlikle ona dokunamıyordum..Adam ya mesafe dışındaydı ya da burnumun dibinde beni kontrol altına alıp duvara sıkıştırıyor,yere düşürüp tutuyor,tam pencereden düşecekken yakalıyor,tam anlamıyla dalga geçiyordu..Pes ettim..çantamı aldım ve kapıya yöneldim..tercüman arkamdan bağırdı yarın 17 de çalışıyoruz gelebilirsin…

Bir restorana uğradım yemeğimi yerken eski okulumdan bir arkadaşa rastladım ve başımdan geçenleri ona anlattım…O da kahkahalar atmaya başladı ve benim kesinlikle deli olduğumu söyledi.. Ben Ving Tsun branşının yenilmez dövüşçüsüne ve efsanevi Bruce Lee’nin öğretmenine meydan okumuştum ve onun tarafında kibarca hırpalandıktan sonra öğrenciliğe kabul edilmiştim..daha da komiği bunun farkında bile değildim…


Sonraki 8 ay orada kaldım daha sonraları yılın 3 ayını ülkemde geri kalanını ise ustamın yanında geçiriyordum.Karım Almanya’da çalışıyor ve bana bakıyordu..Yaşadığım yer 7 işçiyle paylaştığım bir göz odalı pansiyondu ve buraya ‘’sıçan deliği” ismini takmıştık..Wong usta tam anlamıyla geleneksel tarzda öğreten ve batı dünyasının iştahına ve aceleciliğine karşı olan bir öğretmendi..İlk 1 yıl bana dokunmadı bile..Benimle özel olarak ilgilenmesine sebep sanırım inatçılığım ve elimin durumuna rağmen hiç şikayet etmeden disiplinli olarak hemen herkesten fazla idman yapmam olmuştu…Yasak olmasına karşı ‘’Beio Mo” denen kuralsız meydan okuma dövüşleri hala yeraltında yapılıyordu ve büyük bahisler dönüyordu..Ustam bu dövüşlere kendi okulundan en sert öğrencilerini sokuyordu..Okuldaki karatahtaya her Perşembe günü dövüşeceklerin ismini yazıyor,normal ders bittiğinde onlarla özel olarak ilgileniyor hafta sonu da dövüşler gerçekleşiyordu..Hiç seyretmemiştim ancak çok merak ediyordum ..Bir Perşembe günü tahtada ismimi okuyunca sevinçten deliye döndüm..Evet bana güvenmişti…

Dövüş günü ringe çıkmadan önce ustam rakibimin yanına gitti ve bir şeyler söyledi..Dövüş başladığında ilk yumruğu fırlatmamla birlikte öyle bir tekme yedim ki iki ayağım birden yerden kesildi,felç olmuş gibiydim ayağa kalkamıyordum…Yenilmiştim ve utanıyordum..Ustam ise sadece gülümsüyordu…Aynı hafta rakibim bizim salonumuza uğradı öğretmenimle çay içtiler,çok samimiydiler..Gittiğinde onu tanıyıp tanımadığını sordum,güldü..Philipp, o Hong Kong Muay Thai şampiyonu onu bir tek sen tanımıyordun dedi…Meğer dövüş öncesi yanına gittiğinde işimi çabuk ve acısız bitirmesini söylemiş…İlk dövüşümde yenileceğimi biliyormuş en azından iyi birine çabucak kaybedeyim ve ders alayım istemiş..Çok muzip biriydi..

Elimin olmamasının hiçbir önem taşımadığını ,Ving Tsun yapabilmek için temel unsurun denge, çabukluk, teknik bilgi ve cesaret olduğunu öğretti..


Philipp Bayer daha sonra Almanya’da ve Avrupa’da yüzlerce okul açtı ve 1997 deki ölümüne dek büyük usta Wong Shun Leung’u seminerlere davet etti.. Kendisi de düzenli olarak Hong Kong’da ustasından öğrendi… Şu an Wong Shun Leung Ving Tsun metodunu tüm dünya’da öğretmeye devam ediyor..